ithaki yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ithaki yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2017 Pazartesi

Josh Malerman , Kafes - Kitap İnceleme ve Alıntılar


9 / 10

Kafes, yazarı Josh Malerman'ın ilk romanı olduğuna inanamayacağım derecede akıcı, amacına uygun şekilde gerilim dolu ve sürükleyici bir romandı. Gece yarısından sonra okumaya başlamamı hesaba katarsak bir günde bitirdim, kesinlikle sıkan tek bir sayfası bile olmadı ve damağımda Stephen King okuduğum zamanlarda olduğu gibi bir tat kaldı.

Hikayesine gelecek olursak kısaca, insanları baktıkları zaman delirten, sonsuzluğa benzeyen ve normal insan aklının anlayamayıp çıldırmasına sebep olan varlıklar gezinmeye başlıyor sokaklarda. İnsanlar gözlerini açmadan, evlerinin pencerelerini battaniyelerle örterek ve sokağa olabildiğince çıkmamaya çalışarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Ne kadar sürdürülebilirse elbette. 

Baş kahramanımız Malorie genç ve hamile bir kadın. Böyle bir ortamda olmayı isteyeceğiniz son şey yani. Klasik kaos ortamında, yemek ve su kısıtlı, kapana kısılmış insanlar her an parlamaya ve gerginlik yaratmaya hazır, tanımadığınız insanlarla hayatta kalmak için bir arada, bilmediğiniz bir yere sığınmışsınız.. Varlıkların bilinmezliği, insanların güvensizliği ve korku. Gerilim duygusunu en iyi veren romanlardan biriydi benim okuduklarım arasında. On numara beş yıldız bir iş çıkarmış yazar, ben gerçekten keyif aldım.

Finalde ise değişik bir sürpriz bekliyor sizleri. Tabii ki yazarak hikayenin tadını kaçırmayacağım. Distopya severlerin kesinlikle okuması gerektiğini düşündüğüm bu romandan bir kaç alıntı yaparak yazımı bitireceğim :)

İyi okumalar.

*

Sesi güneş gibiydi, tüm o karanlığın içindeki tek ışık kaynağı gibi. "

Bir şeyin aklini kaçırması için yeterince zeki olması gerekiyor. "

Dünyaya geldiğinde annesinin yüzünü görmesi ne kadar önemli olabilir ki ? "

Malorie kuş seslerinin içinden geldiğini sandı. Sanki aklını kaçırmış binlerce kuşla dolu kocaman bir kuş kafesine kısılıp kalmıştı. Hepsinin üzerine devasa bir kafesin indiğini hayal etti. Karton bir kutunun. Güneşi sonsuza dek kesen bir kuş kapanının. "

Onları yaşamaya değmeyecek bir hayat için koruyorsun. "

Yeni dünyada, gözlerinizi açmaya karar verdiğiniz anla gözlerinizi gerçekten açtığınız an arasında geçen süre son derece korku vericiydi. "

Beyaz Geceler - Kitap İnceleme ve Alıntılar


9.2 /10

Dostoyevski benim yaşımdaymış bu romanı yazdığı zaman, 26 yaşındaymış. Kısacık bu roman göründüğü kadar kolay okunmuyor ilk önce bunu belirteyim. Dostoyevski'nin tüm romanlarında olduğu gibi ruh haliniz bir o yana bir bu yana savruluyor her sayfada. Kızıyor, üzülüyor, karakterler adına utanıyor, bir ara umutlanıyor, sonra karamsarlığa kapılıyorsunuz. Henüz 26 yaşında, ilk romanlarından birinde ve 100 sayfadan az bu romanda kaleminin gücünü gösteriyor.

Kısaca anlatmak gerekirse olay St Petersburg şehrinde geçiyor. Genç bir kahramanımız var, yalnız bir adam. O kadar derin bir yalnızlık içinde ki, sokaklardaki insanlarla konuşmadan iletişim kuruyor. Bir gün sokakta bir genç kızla rastlaşıyor ve bir cesaretle konuşuyor. Kör olan ninesiyle beraber yaşayan bu hanım kız duygusal dünyasını açar kahramanımıza, elbette her genç gibi bir sevda durumu vardır. Kendisine aşık olmaması şartı ile olan biteni kahramanımıza anlatır ve yakınlaşırlar. Ama elbette kahramanımız verdiği sözü tutamaz, hayatında ilk kez değer gördüğünü, sevildiğini ve önemli olduğunu son derece yürek burkan bir şekilde hisseder ve kıza aşık olur. 

Sonrası tam bir trajedi, ama okuması size kalsın. Ben okurken erkek kahramanın kendini düşürdüğü zavallı konumuna yer yer üzülüp yer yer çok kızdım. Kadın karakter olan Nestanka' nın ise yaptığı dengesizliği yaşına verdim, ancak yine de sinirlerim bozuldu. Dostoyevski'nin her romanında olduğu gibi karakterlerin ruhsal durumu, Rusya'nın keskin soğuğu içime işledi. Kitabı rafa geri koyarken yazarın kalemine bir kez daha hayran kaldım.

Bir kaç alıntı yaparak yazımı sonlandırıyorum, iyi okumalar :)

*

" Ah Tanrım ne uzun bir zaman dilimidir insan ömründe bir anlık mutluluk. Sırf bunun için bir ömür yaşamaya değmez mi? "

" Her zaman öyle değil midir? Mutsuz olduğumuz zamanlar başkalarının mutsuzluğunu daha bir derinden duymaz mıyız? "

"Yürürken bir yandan da şarkı mırıldanıyordum, çünkü mutlu olduğum zamanlar kendi kendime bir şeyler mırıldanırdım. Hiçbir dostu, arkadaşı olmayan, sevinçli anlarında sevincini kimselerle bölüşemeyen herkes de aynı şeyi yapmaz mı? "

"Ben hayalcinin biriyim; hayatımda yaşanmış olaylar o kadar az, birlikte geçirdiğimiz şu dakikalar o kadar az rastlanan türden ki, hayalimde bu anları tekrarlamamak elimde değil. Sizi bütün bir gece, bütün bir hafta, bütün bir yıl düşleyeceğim. "